Tarih

Germiyan Köyü / Germiyan Mahallesi

1- Germiyan Köyüne Tarihi Giriş

Öncelikle Çeşme Germiyan Köyüne değinmemde ki sebeb atalarımın nesillerce bu köyde yaşamış olması ve içimde ki tarih aşkıdır. Burada doğup büyümesem de, bayramlarda yaptığım ziyaretler dışında gitmesem de burası benim köyüm. Türkiye de Çeşme dışında Silivri ve Samsunda da Germiyan Köyü bulunmakta. Tabii bu köylerin hiç birinin birbiriyle bir bağlantısı bulunmamaktadır. Yapmış olduğum araştırmalar osmanlı arşivleri ve eski resmi kayıtlar ağırlıklı yapılan çalışmalardır.

Çeşme Germiyan Köyü küçük bir Türkmen/Yörük köyüdür.  Zamanla çeşme civarı köylerinden, zeytineliden, alaçatıdan ve mübadeleden dolayı köye yerleşen aileler oluyor. Yaklaşık olarak 1300-1350 seneleri arasında beylikler döneminde kurulduğu düşünülüyor. Kuruluş tarihiyle ilgili resmi kayıt olmadığı için kesin şu tarihtir diyemiyoruz. Araştırmalarım köyü hangi topluluğun kurduğuna yönelik 2 sonuç doğuruyor. Continue reading

Hava ısınmaya başladığı için, iki siper arasında cansız yatan insanların cesetlerinden ağır kokular yükselmektedir. Her iki taraf da ölülerini gömmek ve inleyen yaralılarını toplamak için ateşkes ilan eder..
Sabah saat 08:00’de Anzak askerleri ve Türkler beyaz bayraklarla siperlerinden çıkarak cesetleri toplamaya başlar. Anlaşmaya göre, her iki taraf kendi bölgesinde kalan düşman askerini orta çizgiye kadar taşıyacaktır. Takvim yaprakları 24 Mayıs 1915’i gösterirken tıp tarihinin en çarpıcı öykülerinden biri gün ışığına çıkacaktır !..
Çanakkale Savaşı’nda her iki tarafın da birbirine en çok yaklaştığı, sigara ve yiyecek ikramı yaparak birbiriyle tanıştığı o gün, Türk doktorlar ve sıhhiye erleri gözlerini 60 yaşını geçmiş bir Avustralyalı doktorun üzerinden ayıramazlar. Türk şehitler arasında dolaşan, yaralılara yardım etmeye çalışan bu doktorun göğsünde “Mecidi” ve “Osmanlı” nişanlarının yanı sıra bir de Osmanlı madalyası takılıdır !.. Continue reading

Mu Kıtası

Birçok büyük medeniyetin kaynağı olarak iddia edilen Mu kıtası efsanesi zaman zaman karşımıza çıkar. Efsaneye göre Mu, kimine göre Atlantik kimine göreyse okyanusunda batan bir kıtadır. Ve büyük medeniyetler buradan kurtulanlar tarafından kurulmuştur. Ama bu iddialar arkeolojik, genetik ve jeolojik verilerle çelişmektedir.

Mu kıtası tezi, çeşitli kültürlerde ortaya çıkan ortak sembol, mimari ve anlatıları açıklamak için 19. yüzyılda ortaya atılan bir iddiadır.

Mukıtası tezinin amacı, çok farklı gözüken medeniyetler arasındaki bu tarz benzerlikleri açıklamak işte.

Mu kıtası fikrini ilk ortaya atan kişi Amerikalı fotoğrafçı ve amatör arkeolog Augustus Le Plongeon’dur.

Continue reading